DUYURULAR

Mustafa Bey, Sizi tanıyabilir miyiz? Bu işe nasıl başladınız?

1994-1995 yıllarında Zeytinburnu Endüstri Meslek Lisesi’nin Ayakkabıcılık Bölümü’nden mezun oldum. Ayakkabıcılığın daha çok model kısmı ilgimi çekti. Liseden sonra Esem Spor Firması’nın Slazenger Ürün Geliştirme Departmanı’nda yaklaşık beş sene çalıştım. Ardından Fatih Ökçe Firması’na geçtim. Ayakkabının çelik taban kısmında çalıştım. Fatih Ökçe firması, o zamanlar bu hususta bir okul gibiydi. 2008’de Elit Taban’ı kurdum. Taban astarıyla ilgili piyasada bir boşluğu önceden tespit etmiştim. İlk üretime günde 7-8 bin çift ile başladık. 5-6 yıl içinde 35 bin çift taban üretim kapasitesine ulaştık. Şu anda Türkiye’de bu sayılarda üretim yapabilen başka bir firma yok. Merdane, zenne, pile, garson, patik gibi her çeşit ürünü üretebiliyoruz.

Müşteri kitleniz, ne tür firma ve markalardan oluşuyor?

Çok geniş bir müşteri grubunun beklentilerini karşılayabiliyoruz. Greyder, Flo gibi marka bir çok ayakkabı firmasının taban astarını biz üretiyoruz. Yüksek adetli üretim imkânımız nedeniyle çok hızlı teslimat yapabiliyoruz. Bu hızımız, büyük bir memnuniyet ile karşılanıyor ve müşterilerimizle devam eden güçlü bir ilişki bağı ortaya çıkıyor. Bunların dışında zaman zaman Askeriye’nin ve imalat yapan cezaevlerinin ihalelerine de giriyoruz.

Firma sahibi olarak nasıl bir yönetim tarzınız var?

 Masa başında oturan bir patron değilim. Piyasada aktif olmaya ve müşterilerimle yakın bir diyalog içinde olmaya çalışırım. Sektörün nabzını tutmaya ve analiz etmeye gayret ederim. Ayakkabıcılık okulunu bitiren, üretimin içinden gelen bi olarak model, kalıp vs. bir bütün olarak ayakkabıcılığı iyi bilirim. Bu da bana sektördeki insanlarla ve müşterilerle bilinçli bir diyalog kurmakta ve onların beklentilerini karşılamakta büyük kolaylık ve avantaj sağlıyor.

Sektörel trendler ne yönde gelişiyor? Bu hususta sizden bilgi alabilir miyiz?

Bizim sektörün trendlerini esas itibariyle İtalya belirliyor. Biz de onları takip ediyoruz. Orada öne çıkan ürünleri alıp, üretiyoruz. Örneğin Palamut Group’tan, koton satın alıyoruz, Türkiye’de bu malzemeyi bir tek biz tüketiyoruz. Koton bilindiği üzere pamuktan yapılan bir malzemedir. Genel olarak dünyada en son çıkan malzemeleri bizler de kullanıyoruz. Ancak kalıp, model ve tasarım haliyle değişebiliyor.

Devletin sektöre yönelik özel bir teşviki var mı? Bu alandaki politikaları nasıl buluyorsunuz?

Genel olarak özsermayemizle yolumuza devam etmeyi tercih ediyoruz.

Sektörün gidişatını ve yurt içindeki tabloyu nasıl görüyorsunuz?

Ayakkabı sektörü, komşularımızdaki sıkıntılar ve pazar daralmasından dolayı güçlükler yaşıyor. Bu sektörde öz sermayesi iyi olan firmalar, güzel iş yapıyorlar. Ötekiler ise ödemeler ve finansman hususunda zorlanıyorlar. Ayakkabı herkesin kullandığı bir ürün olduğu için bu tür dönemsel sıkıntıların kısa zamanda aşılacağını düşünüyoruz. Şu günlerde işler açılmış  bulunuyor.

Sektörde rekabet şartları ve ortamı ne durumda?

Ayakkabı sektöründe her daim tatlı bir rekabet var. Bu husus hepimizi daha kaliteli ve yenilikçi bir üretime götürüyor. Buna karşın bilinçsiz rekabet yapan firmaların ayakta durması çok zor görünüyor. Kullandığımız ürünler, ithal ve dövize endeksli ürünlerdir. Türkiye’deki ekonomi eskisi gibi olmasa da biraz kırılgan olduğu için zaman zaman kur risklerine yakalanma riski her zaman mümkündür. Dolayısıyla bu durumu çok iyi analiz etmek ve yönetmek gerekir.

Ayakkabı sektöründe yeni pazarlar konusunda ki düşünceleriniz nelerdir?

Öncelikle Avrupa’ya odaklanmamız ve oralara mal satmamız lazım. Bugüne kadar Rusya pazarı çok iyi idi. Ancak en ufak bir sorundan dolayı çabuk etkileniyorlar. Avrupa ile Rusya arasında çok farklar var. Avrupa’dan bir mal aldığımız zaman resmî prosedür ve kurallar tıkır tıkır işliyor. Alıcı ve satıcı bir riske girmiyor. Ama Rusya böyle değil. Şu aralar İran pazarını da önemsiyor ve orada da etkili olmak istiyoruz. Önümüzdeki dönem de İran’daki bazı fuarları ziyaret edip ağırlık istiyoruz.

Şirketinizi rakiplerinden ayıran güçlü yönler ve özellikler nelerdir?

En önemli özelliğimiz, yüksek üretim kapasitemizdir. Adet ve kalite açısından parkurumuzda koşabilen bir rakibimiz şimdilik yok gibi. Çok hızlı hareket edebiliyor ve talebe ânında cevap verebiliyoruz.

Palamut Group’la da çalışıyorsunuz, İlişkileriniz nasıl gidiyor?

Palamut Group’la kurulduğumuz günden beri çok verimli bir iş ilişkisi içinde olduk. Palamut Group’un getirdiği ürünlerle ilgili olarak hiç bir sıkıntı yaşamadık. Bu nedenle, üst segmentteki, ürünlerimizin hammaddelerini hep Palamut Group’tan alıyoruz. Kendileriyle her an iletişim ve diyalog kurmak mümkün. Onları iş ortağımız olarak görüyor ve oldukça kaliteli ayakkabılar üretiyoruz.

Palamut Group’un öne çıkan en önemli özelliği sizce nedir?

Öncelikle çok kaliteli ürünler ithal ediyor olması ve bu ürünlerin tedarik ve sürekliliğinde bizlere herhangi bir sıkıntı yaşatmamasını söyleyebilirim. Üretimde kullandığımız ürünlerin %80’ini biz Palamut Group’tan temin ediyoruz. Çıtaları hep yukarıya doğru gidiyor. Bu performanslarını gerçekten çok takdir ediyoruz. Aksi olsaydı bu kadar uzun soluklu bir ilişki kurmamız mümkün olmazdı.

Bugünkü aklım olsaydı farklı işler yapardım, olaylara başka türlü yaklaşırdım diye düşündüğünüz bir konu var mı?

İş dünyasında bazı kayıplarımız illâ ki olmuştur... Ne var ki bizler geriye bakmak yerine biz, hep önümüze ve ileriye baktık. Çünkü geriye bakarsanız hep geride kalırsınız ve asla ilerleyemezsiniz.

BARTOLI Q&Q HOLDING GARDE OVERMEC NEOTEX ESPUMAS COSTCHEM PUNTALIFIORE RÖCHLING
+90 444 1 662 info@palamutgroup.com.tr

Copyright © 2014 Palamut Group. All Rights Reserved.

Maverainteraktif
2Bin Müsibet Bir Nasihat