Başarının Kuşaktan Kuşağa Aktarılabilmesi İçin Kurumsallaşma Şart

DEMİRKOL ETİKET Kenan Demirkol: “Başarının kuşaktan kuşağa aktarılabilmesi için kurumsallaşma şart.”

“Müşteri ile aranızdaki bağ çok kritik, önemli olan verilen işi zamanında ve doğru bir şekilde teslim edebilmektir.”

Demirkol Etiket - Kenan Demirkol

Kenan Bey, kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

1972 Bitlis doğumluyum, 1988 yılında Polis Okulu’nu kazanarak İstanbul’a yerleştim. Fakat okula devam edemedim çeşitli nedenlerden dolayı, bu yüzden çalışmaya başladım. İlk olarak  Devlet Malzeme Ofisi’nde çalıştım. 96 yılında bu işin içine girmeye başladım ve tekstil sektörünü tanıdım. 2000 yılında 4 kardeşimin de desteği ile “Demirkol Etiket”i kurduk.

Sektörün gidişatını şu anki süreçleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

İhraç ürünleri yaptığımız için ülkede var olan durumlardan kötü etkilenmedik. Ülke içinde yer alan firmalarla, bazı ödeme aksaklıkları yaşayabiliyoruz ama bu durumu tolere edebilecek ilişkilere sahibiz ve birbirimize karşı anlayışlı olmamız gereken bir dönemden geçtiğimize inanıyorum. İhracat sektörü dışındaki genel piyasada ise bir durgunluk olduğunu biliyorum. Yine de geleceğe umutla bakmak lazım.

Ülkemizde yaşanan malum olaylar, 15 Temmuz süreci sizi ne yönde etkiledi?

Biz darbe teşebbüsü döneminden de pek etkilenmedik. Sadece işine, ticarete, profesyonel ilişkilere odaklanmış olmak çok önemli bizce. Herkesin kendi bildiği işi yapması gerektiğine inanıyorum. Ayrıca ne mutlu ki o malum gruptan da çalıştığımız firma yok.

Ama tabii 15 Temmuz sürecinde piyasalar, genel olarak bir belirsizlik, bir bekleme, bir tedirginlik süreci yaşadı ki bu da çok doğal.

Sektörel trendler ne yönde değişiyor? Bu hususta sizden bilgi alabilir miyim?

Sektördeki trendleri dev markalar belirliyor açıkçası. Müşteri bize gelirken ne tarzda ya da hangi standartlarda ürün istediğini bilerek geldiği için benim orada yapmam gereken, hammaddesini bulup ürünü üretmek oluyor. Yani sektörün ana oyuncularının tasarımları, genel olarak tüm dünyadaki trendleri belirleyen unsur oluyor.

Trendleri belirleyen güç olabilmek için, işin tasarım ve üretim kısmında yerli/milli olma realitesini hayata geçirebilmek ya da çok daha yukarılara taşımak gerekiyor. Böyle olmazsa, yerli olan ancak birkaç dev firmanın dışında ezici çoğunlukla yabancı markalar ana akımı belirlemiş oluyor.

Palamut Group ile çalışıyorsunuz, ilişkileriniz nasıl gidiyor?

Palamut Group ile çalışmaktan memnunum, kendileri özellikle suni deride Türkiye’nin en iyisi ve piyasaya hakim diyebilirim. Teslimat vs gibi konularda oldukça hızlı ve titiz davrandıkları için de ayrıca teşekkürü bir borç bilirim. Örneğin jakron (suni deri) Palamut Group’la birlikte ilk biz getirdik. Palamut Group’tan aldığımız ürünleri, sipariş olmasa da tutuyoruz, sonra ihtiyaç durumunda piyasaya da satış yapabiliyoruz çünkü. Ayrıca kendilerinin ürün ve hizmetlerinde önem verdikleri, kaliteli, dayanıklı, hızlı ve güvenilir olma politikaları, şirket olarak bizim de olmazsa olmazlarımızla tam örtüşüyor.

Rakip firmalara kıyasla tercih edilebilir olmanızın nedenleri nelerdir?

Müşterinin ne istediğini bilmek, zamanında ürünlerin teslimatını yapmak bizim en iyi özelliklerimiz arasında yer alıyor. Müşteri ile aranızdaki bağ çok kritik, önemli olan, verilen işi zamanında ve doğru bir şekilde teslim edebilmektir. Güven ise bir başka hayati mesele. Biz, çalıştığımız tüm firmalarla aramızdaki güven üzerine inşa ediyoruz ilişkilerimizi. Diğer teknik detaylar bir şekilde çözülebilir ancak güven, kolay tesis edilebilir bir şey değil ve bu yüzden bizim için hepsinden önde geliyor.

Bünyenizde kaç kişi çalışıyor ve üretimde kimyasal malzemeler kullanıyor musunuz?

17 kişilik atölye ekibimiz var, yöneticilerle birlikte 19 kişi oluyoruz. Yaptığımız ürünlerde boyalama yapmıyoruz, su bazlı yapıştırıcı gibi zararsız malzemeler kullanıyoruz. İnsan ve çevre sağlığını yüksek oranda tehlikeye atacak madde ve uygulamalardan maksimum düzeyde kaçınmaya çalışıyoruz. Çünkü bizim işimiz, yapısı itibariyle, çevreye karşı duyarlı olmayı, özenli çalışma gerekliliğini de yanında getiriyor. Bir taraftan iyi ticaret yapıp, istihdama katkı veriyorum derken, diğer yandan dünya sağlığını tehlikeye atıyorsanız, bunu başarı olarak sayamazsınız. Biz de bu konularda oldukça hassasız.

Bugünkü aklım olsaydı farklı işler yapardım, olaylara başka türlü yaklaşırdım diye düşündüğünüz bir konu var mı?

Bu sektörü ve işimi seviyorum, çalışmaktan mutluyum. İnsanın, sevmediği ya da emin olmadığı bir iş dalında çok da başarılı olabileceğine inanmıyorum açıkçası. Dolayısıyla ben kendi işime oldukça bağlıyım ve çok büyük tutkuyla devam ediyorum. Ancak bir diğer yandan yavaş yavaş inşaat sektörüne de başlıyoruz. Bitlis’te yazlık yapıyoruz mesela ama daha çok yeni, henüz tamamlanmış değil. O iş dalının da nerelere gideceğini zamanla göreceğiz. Bugünden bakınca insanın geçmişini revize edeceği anlar mutlaka vardır ama sanırım ben genel olarak bugünkü aklım da olsa bu işi yapardım. Sanırım daha çok bugünü ve geleceği önemseyen bir yapıya sahibim.

İş dışında keyif aldığınız uğraştığınız herhangi bir aktivite var mıdır?

Her fırsatta aileme ve çocuklarıma vakit ayırmaya çalışıyorum. 14 yaşında bir kızım var bu sene liseye başlayacak, 9 yaşında ve 9 aylık iki de oğlum var. İnsan ne kadar yoğun ya da iş hayatında başarılı olursa olsun, aile kavramı bambaşka bir konu.

Peki son olarak iş hayatına atılmak isteyenlere söylemek istedikleriniz?

Ben her şeyi kendi çalışmamla başardım. Babam sayesinde yaptığım herhangi bir şey yok. Çok çalışmak gerekiyor, çalışmadan, özverili olmadan başarılı olamazsın. İşin kuşaktan kuşağa aktarılabilmesi için ise profesyonel bakış açısı ve kurumsallaşma şart. İş hayatına atılacak ve başarıyı hedefleyen insanlar, öncelikle ve sadece kendilerine güvenmeliler, kararlı ve ısrarcı olmalılar. Ve elbette teknolojinin geldiği noktayı iyi görmeleri, onun tüm enstrümanlarını optimum düzeyde işlerine entegre etmeleri artık vazgeçilmez bir gereklilik.

keyboard_arrow_up

Copyright © 2018 Palamut Group. All Rights Reserved.

Maverainteraktif